İng. Sık Kulanılan(gündelik)
Dilciler.com Dünya'nın Bütün Dilleri ve Renkleri
Eylül 08, 2008, 06:36:17 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu : İng. Sık Kulanılan(gündelik) Cevap Sayısı : 4 cevap var
Okunma Sayısı : 319 defa

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İng. Sık Kulanılan(gündelik)  (Okunma Sayısı 319 defa)
She
Bronz Üye
***

Karma: 17
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 109


Yalnızım Ucurum Kıyısında HAYAT Ve ÖLÜM Arasında..


« : Haziran 07, 2008, 10:40:45 ÖS »

SeLamLaşmaLar


Hi = Selam
Hello = Merhaba
Howdy = Merhaba
Hey = Hey
Yo = Selam


Hatır Sorma

How Are you? = NasılSın?
How's it going?= Nasıl Gidiyor?
How is everything?= Ne var ne yok?
How've you been?= Ne alemdesin?
What's up?=Ne oluyor?
What's new?= Ne haber?
What have you been up to?= Neler yapıyorsun?
How you been?=Vaziyetler Nasıl?
How's tricks?=Vaziyetler Nasıl?


Günün Belirli Vakitlerinde Selamlar

Good Morning= Günaydın
Morning= Günaydın
How are you this bright morning?=Bu sabah nasılsın?
Good Afternoon= Tünaydın
Good evening?= iyi Akşamlar
Evening = iyi Akşamlar


Uzun Zaman Görülmeyen Birinin Selamlama

I haven't seen you in years = Yıllardır seni görmüyorum
Long time no see=Uzun zamandır görüşemiyoruz
I Haven't seen you in an age = Coktandır seni görmüyorum
I Haven't Seen you in a month of Sundays= Uzun zamandir seni göremiyorum


Biriyle Karşılaşınca şaşkınlık Belirtme


What a surprise to meet you here=Seni burada görmek ne süpriz
Fancy Meeting you here = Seni burda görecegime dünyada inanmazdım
Imagine meeting you here= Seni burda görmek hayalimden gecmezdi
What are you doing in this neck of the woods?=Senin bu semtte ne işin var?
What have you been up to?= Ne haltlar karıştırıyorsun
Shouldn't you be in Scholl?=Okulda olman gerekmezmi?
Shouldn't you be in work?= işte olman gerekmezmi?
You been keeping cool?= iyi misin?


Birini Selamladıktan sonra-After you have greeted someone

We Seem to keep running into each other=Galiba çok sık karşılaşıyoruz
Haven't we met before?=dAha önce tanışmamış mıydık?
We have to stop meeting like this= Bu şekilde buluşmaktan vazgecmeliyiz
Didn't we meet at that party last week?=Geçen hafta partide tanışmamış mıydık?
I'm sorry;I've forgetten you name= Özür dilerim.İsminizi unuttum
I've been meaning to call you= Seni aramayı düşünüyordum


Sağlık ve Mutluluğunu belirtme- Expressing your state of health and happiness

Fine=iyiyim
I'm Cool=canavar gibiyim
Keeping cool=bomba gibiyim
Fine and dandy= turp gibiyim
Great=cok iyiyim
Couldn't be better=bundan daha iyi olamam
Happy as a clam=Çok mutluyum
Okay=Fena degil
I have nothing to complain about=Allaha Şükür bir yaramazlık yok


Nasıl Olduğunu Söyleme-Olumlu-Telling how you have been doing positive


Keeping busy= Meşgulum
Keeping myself busy= Ugraşiyoruz işte
Keeping out of trouble=Bir sıkıntım yok
Been up to no good=Bir yaramazlık yok
Been keeping my nose clean=Derdim tasam yok

Nasıl Oldugunu Söyleme-Nötr
Getting by= Geçinip gidiyoruz
Fair to middling= Orta şeker
So-So= Şöyle böyle
Plugging along=Uğraşıyoruz
Could be worse=bunada şükür
(Just)Muddling through=Sürünüyoruz
Same as always= Hep Aynı
Same as usual=Her zamanki gibi

Nasıl Oldugunu Söyleme Olumsuz
Not Good= iyi değilim
Not too good=Pek iyi degilim
None too good= hic iyi degilim
Kind of crummmy=Keyifsiz gibiyim
I've been under the weather=rahatsızım


Meşgül Olduğunu Belirtme

I'm busy=Meşgülüm
I'm swamped=işim başımdan aşkın
I don't have time to tnihk = kafamı kaşıcak vaktim yok
I don't have time to breathe= Nefes alıcak vaktim yok


Bir Arkadaşı Bir şey icmeye davet etme- Inviting A friend for a drink or coffe

Do you have time for coffee?=Kahve İçmek için vaktin var mı?
How about a cup of coffe?=Bir Fincan kahveye Ne dersin?
Let's go get coffe.Do you have any time?=Gidip Kahve içilim.Vaktin var mı?
Let's go for a beer=Hadi bira içelim
Let's go for a drink=Hadi bir şeyler içelim.


Tanıştırmalar=INTRODUCTIONS

I'd Like you to meet my friend Turkp0wer=Arkadaşım Turkp0wer ile tanışmanı istiyorum
This is my friend Turkp0wer=Bu Arkadaşım Turkp0wer
Turkp0wer have you met semih=Turkp0wer, Semih ile tanıştın mı?
Turkp0wer do you know semih?=Turkp0wer Semih'i tanıyor musun?
Do you two know each other?=Siz ikiniz birbirinizi tanıyor musunuz?
Have you met?=Tanıştınız mı?
Have you two been introduced?=Sizi tanıştırdılar mı?
Turkp0wer,Semih is the guy I was telling you abount=Turp0wer,Semih sana sözünü ettiğim kişi
You two have a lot in common=İkinizin çok ortak yanları var


Birisiyle Tanıştırılınca


Nice to meet you=Tanıştıgımıza Sevindim
How nice to meet you=Sizinle tanışmak ne kadar sevindirici
What a pleasure to meet you=Sizinle tanışmak büyük zevk
I'm happy to meet you=Tanıştıgımıza Memnun oldum
Charmed = Memnun oldum


Birisiyle Tanıştırıldıktan Sonra

I've heard so much about you=Sizin hakkınızda cok şey duydum
So we finally meet face-to-face=Demek en sonunda yüz yüze tanıştık


Seyahat

=>Uçak

Do I have to change planes? =Aktarma yapmam gerekecek mi?
Is it direct? =Direk uçuş mu?
How many items of carry-on luggage are permitted? =Yanıma ne kadar el bagajı alabilirim?
How much luggage can I carry on? =Ne kadar bagaj alabilirim?
Is there a layover? =İki sefer arasında bekleme var mı?
How long is the layover? =Bekleme süresi ne kadar?
There is a one-hour layover in Ankara =Ankara'da aktarma bir saat sürecek
When does the next flight leave? =Bir sonraki uçuş ne zaman?
What's the departure time? =Hareket saati ne zaman?
When does the plane get here? =Uçak buraya ne zaman varır?
What's the arrvial time? =Varış ne zaman?
When will I make my connection? =Ne zaman aktarma yapacağım?
I have to cancel my flight =Uçuşumu iptal etmek zorundayım
I lost my luggage =Bagajımı kaybettim
My luggage is missing =Bagajım kayıp
The flight has been delayed =Uçuş iptal edildi
The flight has been moved to gate M2 =Uçuş M2 kapısına yönlendirildi
The flight is overbooked =Uçakta koltuk sayısından fazla yolcu var
May I see your boarding pass? =Biniş kartınızı görebilir miyim?

=>Gümrük

Are you bringing anything into the country with you? =anınızda ülkeye birşey sokuyor musunuz?
How much currency are you bringing into the country? =ülkeye ne kadar para getiriyorsunuz?
Do you have anything to declare? =Gümrüğe tabi birşeyiniz var mı?
May I see your passport? =Pasaportunuzu görebilir miyim?
Do you have your visa? =Vizeniz var mı?
Please place your suitcases on the table =Lütfen çantalarınızı masanın üstüne koyun
We should examine your purse =Cüzdanınızı incelememiz gerekiyor
What's the nature of your trip? =Seyahatinizin içeriği nedir?
What's the purpose of your visit?=Ziyaretinizin amacı nedir?
How long do you plan on staying? =Ne kadar kalmayı planlıyorsunuz?

=>Demiryolu

Is it direct?=Direk mi?
Is there a layover?=Mola var mı?
Is there a dining car?=Yemekli vagon var mı?
Is the train on time? =Tren zamanında hareket edecek mi?
What's the arrival time? =Varış ne zaman?
Are there seats available? =Boş yer var mı?
Stand clear of the doors =Kapılardan uzak durun!
Please move away from the doors =Lütfen kapıların yanından uzaklaşın
Please have your tickets ready for the conductor =Lütfen kondüktör gelmeden biletlerinizi hazırlayın
Is this seat occupied? =Bu koltuk boş mu acaba?
Can you crack the window, please? =Camı aralayabilir misiniz lütfen?
How many stops are there before we reach the end of the line? =Son durağa kaç durak kaldı?
When is the next stop? =Bir sonraki durak ne zaman?

=>TAKSİ

Where to? =Nereye?
Where to, buddy? =Nereye abi?
Where to, lady? =Nereye bayan?
I am not on duty =Şu an çalışmıyorum?
Mind if I smoke? =Sigara içmemin bir sakıncası var mı?
It's rush hour. I can't go to the airport now. =Şu an trafik çok kötü. Havaalanına gidemem
To the airport and please be quick! =Havaalanına gidiyoruz, lütfen çok acele edin!
The train station and make it quick! =Tren istasyonuna çek ve acele et!
Slow down! =Yavaşla!
There is no need to hurry =Acele etmemize gerek yok
Please drive safely =Lütfen aracı emniyetli bir şekilde sür
Is smoking allowed? =Sigara içiliyor mu?
I'm allergic to smoke =Sigaraya karşı alerjim var
Do you have change for twenty? =Yirmi dolar bozuğun var mı?
Keep the change! =Üstü kalsın
I want a receipt =Fiş istiyorum
Watch out! =Dikkat et!
Look out! =Dikkatli ol!
We've missed the exit =Çıkışı kaçırdık
We're lost =Kaybolduk


BeyazLık Üzerine


It was white as snow=Kar gibi beyazdı
Her Skin was white as alabaster=Teni kar gibi beyazdı
You're as pale as a ghost=Hortlak Görmüş gibi betin benzin atmış


Siyahlık Üzerine

It's pitch black=Sİmsiyah
It's black as night=Simsiyah
It's black as coal=Kömür gibi


Bir Şey Bozulunca

It's out of order(service,kilter,whack)=bozuk
It's dead=bozuk
It died on me = Beni görünce bozuldu
It's in the shop=Tamirde
It up and died=bozuldu


Bir Şey Kırılınca

It's Broke=Kırıldı
It doesn't work=Çalışmıyor
It's on the fritz(blink)=bozuk
This thing is really screwed up=Bu şey işe yaramaz


Sabır Taşınca


Now what?=Daha ne olsun?
That's the last straw=Yeter Artık
I've had it=Yetti
That's the straw broke the camel's back=bu bardağı taşıran son damla


Yemek Hakkında Sorma

When do we eat?= Ne zaman yiyoruz?
What's to eat?= Yemek olarak ne var?
What's for supper?= Yemekte ne var?
What are we having?= Ne yiyoruz?

=>Yemeği Bildirme

Dinner's almost ready=Yemek hazır sayılır
It's almost done= Yemek neredeyse hazır
Time to eat=Yemek vakti
Soup's on= Yemek hazır

=>Mutfakta Çocuğa Söylenen Sözler

Don't sit on the counter=Tezgahta oturma
Watch out;it's hot=Dikkat et,Sıcak
Would you set the table?=Sofrayı Kurar mısın?
Go tell your father supper's ready=Git babana söyle yemek hazır
Call the family to dinner=Herkezi Yemeğe çağır

=>Çocuklara Sofra adabı öğretme

Don't put your elbows on the table=Dirseklerini masaya koyma
Don't talk with your mounth full=Ağzın doluyken Konuşma
Wipe your mounth=Ağzını Sil
Put your napkin on you lap=Peçetini kucağına koy

=>Bulaşık Yıkama

Please put your dishes in the sink=Tabaklarınızı lavaboya koyun
It's your turn to do the dishes=Bulaşık yıkama sırası sende
I'II wash and you dry=Ben yıkıyayım sen de kurularsın

=>Sofradan Erken Kalkmak İçin ricada bulunma

May I please leave the table?=Ben Kalkabilir miyim?
I'II have to excuse myself=Sizden Müsade isteyeceğim.

=>Çocuklara Yemeğini bitirmeyi Emretme

Finish your dinner=Yemeğini bitir
You Have to clean up your plate=Tabağını temizlemen lazım
If you don't eat your dinner,you won't get any dessert=Yemeğini yemezsen tatlı yiyemezzsin
There are starving children in Africa=Afrikada acLıktan ölen cocuklar va


KazaLarda Olay Yerinde Yardım İsteme


Is there a doctor here?=Burada doktor var mı?
Can you help stop the bleeding?=Kanamayı durdurmaya yardım eder misiniz?
Does anyone know CPR?=CPR'yi(Yeniden canlandırmayı)bilen var mı?
Do you know to apply a tourniquet?=Turnike uygulamayı biliyor musunuz?
Call 112=112'yi arayın
Call the police=Polisi arayın
Call An ambulance=Ambulansı arayın
Get the paramedics=Sıhhıyeci çağırın
Get Some help=Yardım isteyin
Get a doctor quick=Çabuk doktor çağırın


KonakLama


I need a room please? =Bir oda rica edecektim?
I need a room with a single bed. =Tek yataklı bir oda istiyorum.
I need a room with a double bed. =Çift kişilik bir oda istiyorum.
Do you have any singles? =Tek kişilik odanız var mı?
Do you have any vacancies? =Boş yeriniz var mı?
A double, please? =Çift kişilik bir oda lütfen?
A room with a bath, please. =Banyolu bir oda lütfen
Can I reserve a room? =Bir oda ayırabilir miyim?
Can I book a room? =Bir oda ayırabilir miyim?
I have a reservation. =Rezervasyon yaptırmıştım.
Double occupancy, please. =İki kişilik bir oda lütfen.
I need a room with two single beds. =İki ayrı yataklı bir oda istiyorum.
I need a room with a double bed. =İki kişilik yataklı bir oda istiyorum.
We will need a crib for the baby. =Bebek için bir karyola istiyoruz.
Would you like a room with a view of the swimming pool? =Yüzme havuzu manzaralı bir oda istermiydiniz?
Would you prefer a non-smoking room? =Sigara içilmeyen bir oda ister miydiniz?
I'd like a room at the front. =Ön tarafa bakan bir oda istiyorum.
I'd like a room at the rear. =Arka tarafta bir oda istiyorum.
I'd like a room with a view of the sea. =Deniz manzaralı bir oda istiyorum.
I'd like a room for the week. =Haftalık bir oda istiyorum.
I'd like a wake-up call, please. =Uyandırma servisi istiyorum.
Where is the ice-machine? =Buz makinesi nerede?
Do you have a pool? =Havuzunuz var mı?
What are the rates? =Ücretler nasıl?
Is there a restaurant? =Lokanta var mı?
Are pets allowed? =Evcil hayvanlar kabul ediliyor mu?
When's the check-out? =Odayı ne zaman boşaltırsınız?


Logged
zelisim
Üye
**

Karma: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 9


« Yanıtla #1 : Haziran 29, 2008, 02:14:08 ÖS »

 :)teşekkürler emege saygılar
Logged
pssmstc
Yeni Üye
*

Karma: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #2 : Haziran 30, 2008, 11:58:00 ÖÖ »

Son derece yararlı bir konu olmuş. Teşekkürler (:
Logged
She
Bronz Üye
***

Karma: 17
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 109


Yalnızım Ucurum Kıyısında HAYAT Ve ÖLÜM Arasında..


« Yanıtla #3 : Temmuz 05, 2008, 11:14:58 ÖÖ »

Rica ederim =)
Logged
ferroferri
Yeni Üye
*

Karma: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #4 : Ağustos 09, 2008, 01:08:41 ÖS »

teşekkürler eline sağlık
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Edebiyatımız Öğretmen Forum Öğretmen Tv Edebiyat Forum Bilge Öğretmen Türk Dili ve Edebiyatı Mehmet Akif Ersoy Kitap Yurdum Dinlence Türküseveriz.biz Oyundakal Seyredal Resim Galerisi Eksiksiz

Bilge Öğretmen Eğitim Siteleri oyun komedi sohbet
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!