Gönderen Konu: فارسى بياموزيم Farsça Öğrenelim  (Okunma sayısı 15723 defa)

Çevrimdışı Bayberk

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
  • Karma: 0
Ynt: فارسى بياموزيم Farsça Öğrenelim
« Yanıtla #15 : Ocak 31, 2009, 06:37:25 ÖS »
Güzel bir çalışma devamınında olmasını dilerim.

Çevrimdışı anemone

  • Üye
  • **
  • İleti: 16
  • Karma: 9
Ynt: فارسى بياموزيم Farsça Öğrenelim
« Yanıtla #16 : Ocak 31, 2009, 08:45:20 ÖS »
درس يازدهم (Ders-i Yâzdehom)

Onbirinci Ders

***Dil Bilgisi***

* Fiil

**Farsça’da fiiller sonu دن (-den) ile biten ve sonu تن (-ten) ile biten iki tür masdardan birine sahiptir. Örneğin ديدن (dî-den) gör-mek  ve رفتن  (ref-ten) gitmek gibi.
 
**Bütün fiil çekimleri masdarlardan elde edilen iki kök esas alınarak yapılır:

1) Geçmiş zaman gövdesi (mâzî kökü)

2) Geniş zaman gövdesi (hal kökü)

**Geçmiş zaman gövdesi, masdarın sonundaki ن (nun) harfinin atılması ile elde edilir. Elde edilen bu kök, aynı zamanda o fiilinin –di’li geçmiş zamanının üçüncü tekil şahsıdır. Örneğin رفتن (reften) gitmek >رفت (reft) gitti ve بودن (bûden)* -...olmak > بود (bûd) ...oldu.

**Geniş zaman gövdesinin bulunması kurallara tabii olup bu kuralların da pek çok istisnaları mevcuttur. Fiillerin geniş zaman gövdeleri aynı zamanda o fiillerin emir kipinin ikinci tekil şahıslarıdır. Örneğin ديدن (dîden) görmek بين (bîn) gör

** Geniş zaman gövdesi, pek çok fiil zaman ve kiplerinin oluşturulmasında kullanıldığı gibi isim, sıfat ya da zarf yapımında da kullanılır.

** Fiil masdarının sonuna 'liyâkat yâ'sı getirilerek sıfat-fiil/ortaç oluşturulur. Örneğin ديدن ديدنی Dîden>Dîdenî : görülmeye değer, görülecek

**Bir fiilin geçmiş zaman gövdesinin sonuna  ه () harfinin getirilmesi ile ism-i mef’ûl dediğimiz nesne konumundaki isim elde edilir.

ديدن ديد ديده Dîden>Dîd>Dîde = görülmüş, رفتن رفت رفته Reften>Reft>Refte = gitmiş gibi.

**Bir fiilin geniş zaman gövdesinin sonuna  آ، آن، اند ه  (â, ân, ende) ekleri getirilerek sıfat, ulaç ve özne rolünde olan isim elde edilir.

Örnekler:

 ديدن بين بينا Dîden>Bîn>Bînâ: gören, görücü ..........  روا   Reften>Rev>Revâ : giden  (Sıfat)
 بينان  Dîden>Bîn>Bînân: gören, görerek     ..........  روان Reften>Rev>Revân : giden, giderek (Zarf-fiil/ulaç)
  بينده  Dîden>Bîn>Bînende: gören    .................... رونده  Reften>Rev>Revende : giden (Özne rolünde isim)

** Bir fiilin geniş zaman gövdesinin sonuna  ش (-), geçmiş zaman gövdesinin sonuna
آر (âr) ekleri getirilmek suretiyle yeni isim türetmek mümkündür. Örneğin

 گفتن گو گويش  Goften>>Gûyiş : söyleyiş; ağız; lehce
 گفتن گفت گفتار  Goften>Goft>Goftâr : söz; söyleyiş; bahis, bölüm

**Farsça’da yapıları bakımından beş çeşit fiil vardır:

1.Sade fiil: رفتن reften- gitmek
2.Önekli fiil: بر گشتن bergeşten - geri dönmek
3.Birleşik fiil: راه افتادن râh uftâden- yola koyulmak
4.Dönüşlü fiil: خوش کسی آمدن hoş-i kesî âmeden- hoşlanmak
5.Deyim fiil: از خر شيطان پايين آمد ez her-i şeytân pâyîn âmeden- inadı bırakmak
 
***Kelime Hazinesi

اموزش   (amûzeş) öğretme, ta'lim
پرورش  (pervereş) yetiştirme, eğitme, terbiye
اموزش و پرورش (amûzeş u pervereş) ta'lim ve terbiye
اموزشگاه  (amûzeşgâh) okul (eğitim yapılan yer)
كلا س  (kilâs) sınıf
وام      (vâm) borç
راستكار (rastkâr) dürüst
راستكاري (rastkârî) dürüstlük
نوزاد   (nevzâd) yeni doğmuş
ده       (deh) köy
زرد    (zerd) sarı Zerde tatlısı *   var, bilirsiniz. Bir kere yemek nasip oldu bana. :)
الو      (âlu) erik  گوجه (gevce) de erik demektir.
آلو زرد  (âlu zerd) sarı erik
زردالو  (zerdâlu) kayısı Anadolu'da hâlâ bu çok yakın olarak zerdali denir kayısı için.
شفتالو  (şeftâlu) şeftali Aynı zamanda هلو (hulu) da denir.
خرمالو (hurmâlu) Trabzon hurması/Japon hurması. Açıkçası ben yaş hurma, domates hurması diye biliyordum bu meyveyi. :)
پرچم   (perçem) bayrak
كمان   (kemân) yay 'Kaşları keman keman gözleri yaman' diye geçer  bir türküde ;)
پيكان   (peykân) ok تير (tîr) ve خدنگ (hadeng) kelimeleri de ok anlamındadır.
ابرو   (ebrû) kaş İngilizcesi 'eyebrow'dur. Birbirine yakın telaffuzlara dikkat! :)
مژگان (müjgân) kirpikler (مژه müje- kirpik) kelimesinin çoğuludur. Fuzûli, meşhur su kasidesinde şöyle der: 'Arızun yadıyla nemnâk olsa müjgânum n'ola/ Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su'* 
ابر     (ebr) bulut
ابري  (ebrî) bulutlu
ابرو   (âbrû) yüzsuyu*, şeref, onur, saygınlık
عقاب (ugâb) kartal
لك لك (leklek) leylek*
گنجشگ (güncişk) serçe
لنگ (leng) topal, aksak Timur'a topal oluşuna atfen Timurleng (Aksak Timur) denilmiştir.
لرزان (lerzân) titreyen, titrek

* Yardımcı fiildir.
* Tarifini öğrenmek için ;) tıklayınız: http://www.bigglook.com/biggmenu/tarifler/tatlipasta/zerde.asp
*Anlamı: Yanağını hatırladıkça kirpiklerim ıslansa bundan ne çıkar. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Zira gül elde etmek için dikene su vermek boşa gitmez.
Bkz. http://ismailkorpe.wordpress.com/2006/11/25/kaside-der-nat-i-hazret-i-nebevi-su-kasidesi-aciklamali/
* Yüzsuyu :Bir kimsenin onuru, haysiyeti. Yüzsuyu dökmek: onurunu sarsacak kadar çok yalvarmak
 Örnek: "Hâlbuki Emin Efendi, feleğin çemberlerinden geçerek, kâh kuvvetlerin önünde diz çöküp yüzsuyu dökerek, kâh zayıflara çelme vurup tuzak kurarak bu mertebeye ulaşmış."- Y. K. Karaosmanoğlu.
Kaynak: http://www.tdk.gov.tr/TR/sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=y%C3%BCzsuyu&EskiSoz=su&GeriDon=2
*Leyleklerle ilgili hoş bir yazıya ne dersiniz? 'Vallâ, hiç fena olmaz.' :) derseniz...: http://www.yeniasya.com.tr/2008/05/31/yazarlar/sgunduzalp.htm

 **************************************خدا حافظ (Hoda Hafız)*********************************************

Çevrimdışı anemone

  • Üye
  • **
  • İleti: 16
  • Karma: 9
Ynt: فارسى بياموزيم Farsça Öğrenelim
« Yanıtla #17 : Nisan 03, 2009, 10:31:10 ÖÖ »
درس دوازدهم (Ders-i Devâzdehom)

Onikinci Ders

***Dil Bilgisi***

* Fiil Çekimi

Farsça'da fiillerin çekiminde şu iki tür gövdeden birisi kullanılır: Geçmiş zaman gövdesi ve Geniş zaman gövdesi.

**Geçmiş zaman gövdesi esas alınarak çekilen fiillerde sırasıyla şu ekler kullanılır:

Birinci tekil şahıs:  م   (em) -im                                                                            
İkinci tekil şahıs: ی   (î) -in
Üçüncü tekil şahıs: - (Geçmiş zaman gövdesi aynı zamanda üçüncü tekil şahsa ait fiildir.)
Birinci çoğul şahıs: يم   (îm) -ik
İkinci çoğul şahıs: يد  (îd) -niz
Üçüncü çoğul şahıs: ند  (end) -ler

Örnekler: Buna göre بودن  (bûden- ...olmak) yardımcı fiilinin بود  (bûd) geçmiş zaman gövdesi üzerinden çekimi şöyledir:  

بودم (bûdem) ...oldum
بودى (bûdî) ...oldun 
بود  (bûd) ...oldu
بوديم (bûdîm) ...olduk
بوديد (bûdîd) ...oldunuz
بودند (bûdend) ...oldular 

رفتن (reften- gitmek) fiilinin رفت (reft) geçmiş zaman gövdesi üzerinden çekimi de şöyle olur:

رفتم (reftem) gittim 
رفتى (reftî) gittin
رفت (reft) gitti
رفتيم (reftîm) gittik
رفتيد (reftîd) gittiniz 
رفتند (reftend) gittiler

**Geniş zaman gövdesi esas alınarak çekilen fiillerde de aynı ekler uygulanır. Ancak, üçüncü tekil şahıs geniş zaman gövdesinin sonuna د  (ed) eki getirilir.

Birinci tekil şahıs:  م   (em) -im                                                                            
İkinci tekil şahıs: ی   (î) -sin
Üçüncü tekil şahıs: د  (ed) -
Birinci çoğul şahıs: يم   (îm) -iz
İkinci çoğul şahıs: يد  (îd) -siniz
Üçüncü çoğul şahıs: ند  (end) -ler

Örnekler*:

Buna göre بودن  (bûden- ...olmak) yardımcı fiilinin باش (bâş) geçmiş zaman gövdesi* üzerinden çekimi şöyledir:
 
باشم (bâşem) ...olurum
باشى (bâşî) ...olursun
باشد (bâşed) ...olur
باشيم (bâşîm) ...oluruz
باشيد (bâşîd) ...olursunuz
باشند (bâşend) ...olurlar

رفتن (reften- gitmek) fiilinin رو (rev) geniş zaman gövdesi üzerinden çekimi de şöyle olur:      
                                                 
روم (revem) giderim
روی (revî) gidersin
رود (reved) gider
رويم (revîm) gideriz
رويد (revîd) gidersiniz
روند (revend) giderler
                                                                                               

***Kelime Hazinesi***

پل (pul) köprü
دستكش (destkeş) eldiven
نردبان (nerdbân) merdiven
توانا (tevânâ) güçlü, kudretli  Firdevsî'nin şu beyiti ne güzeldir:     

    توانا بود هركه دانا بود   (Tevânâ buved her ki dânâ buved- Güçlü olur her kim bilgili ise.)
    ز دانش دل پير برنا بود  (Zi dâniş dil-i pîr bernâ buved- Bilgiyle ihtiyarın gönlü gençleşir.)
تواناءي (tevânâî) güç, kudret
زبون (zebûn) alçak, adi; aciz           'zebunu olmak' : birini çok sevmek, ona aşırı düşkün olmak.*
بوزينه (bûzîne), ميمون (meymûn) maymun
خوك (hûk) domuz
گوشت خوك (gûşt-i hûk) domuz eti
بت (büt) put
بت پرست (büt-perest) puta tapan, putperest
مسلمان (Muselmân) Müslüman  'Bize mülhid diyenin kendüde iman olsa/Dahl eden dinimize bari müselman olsa'  diye Mehmet Bahayî Efendi'nin bir şiirinde geçer.*
جهود (Cehûd) Yahudi
مسيحي (Mesîhî) Hıristiyan
ترازو (terâzû) terazi                                  
نارنجی (nârencî) turuncu
سبز (sebz) yeşil
سبزی (sebzî) sebze; yeşillik dediğimiz sebzeler
میوه (mîyve) meyve
کاهو  (kâhû) marul
ترتیزک (tertîzek) tere
جعفری (ca'ferî) maydanoz
قارچ (gârç) mantar
اسفناج (isfinâc) ıspanak
ترس (ters) korku Korkmak, ürkmek anlamında kullanılan 'tırsmak' fiilinin bu kelimeden türetilmiş olması muhtemel gözüküyor.
ترسان (tersân) korkan, korku dolu
بزدل  (büzdil) korkak, ödlek, yüreksiz (terkibin anlamı 'keçi yürekli')
شيردل (şîrdil) yiğit (terkibin anlamı 'arslan yürekli')
بي باك (-bâk) korkusuz
ترسناك (tersnâk) korkunç, dehşet verici
خشنود (hoşnûd) uysal, koşulsuz anlaşmaya hazır; memnun, hoşnut

* Geniş zaman gövdesiyle sadece -burada örnek olarak verilen- geniş zamanın değil başka zamanların da çekimi yapılır.
* Bu fiilin بو () şeklinde diğer bir geniş zaman gövdesi de vardır. Ama  بو () gövdesinin daha çok üçüncü şahısları (tekil ve çoğul); yani بود (buved- ...olur) ve  بوند (buvend- ...olurlar)kullanılır. (M.Nazif Şahinoğlu, Farsça Grameri, s.203)
* bkz. http://www.netsozluk.net/index.php?InParent=dinime%20dahl%20eden%20bari%20muselman%20olsa
* TDK sozluk'ten...bkz. http://www.tdksozluk.com/index.php?qu=zebunu+olmak&ne=a&Submit=Ara
***************************************خدا حافظ (Hoda Hafız)*********************************************
« Son Düzenleme: Nisan 03, 2009, 10:34:15 ÖÖ Gönderen: anemone »

Çevrimdışı anemone

  • Üye
  • **
  • İleti: 16
  • Karma: 9
Ynt: فارسى بياموزيم Farsça Öğrenelim
« Yanıtla #18 : Nisan 21, 2009, 03:00:48 ÖS »
درس سيزدهم (Ders-i Sîzdehom)

Onüçüncü Ders

***Dil Bilgisi***

* Ek fiil

* Farsça'da ek fiil iki şekilde karşımıza çıkar.

** Ya aşağıdaki eklerin ismin sonuna eklenmesiyle...:

Birinci tekil şahıs:  ام (em) –im
İkinci tekil şahıs:  ای (î) –sin
Üçüncü tekil şahıs: است (est) –dir
Birinci çoğul şahıs: ايم (îm) –iz
İkinci çoğul şahıs: ايد (îd) –siniz
Üçüncü çoğul şahıs: اند (end) –lerdir

Örneğin:  آموزگار (âmûzgâr, öğretmen) isminin çekimini yapalım.

آموزگارم    (âmûzgârem) öğretmenim
آموزگادی   (âmûzgârî) öğretmensin
آموزگارست  (âmûzgârest) öğretmendir
آموزگاريم  (âmûzgârîm) öğretmeniz
آموزگاريد  (âmûzgârîd) öğretmensiniz
آموزگارند   (âmûzgârend) öğretmendirler

*Eğer bu ekler okunmayan (sessiz) ه () ile biten kelimelere bitişecek olursa ا (elif) ekin önünde yazılır. Örnek: بجه ام (beççe em) (Ben) bir çocuğum
*Diğer bütün hallerde bu ا (elif) in yazımı terkedilir. مرديد (merdîd) (Sen) bir adamsın.

**  Ya da kendinden önceki kelimeye bitişmeyen هستن (hesten) fiiliyle…:

Birinci tekil şahıs: هستم (hestem) –im
İkinci tekil şahıs:  هستی (hestî) –sin
Üçüncü tekil şahıs: هست (hest) –dir
Birinci çoğul şahıs: هستيم (hestîm) –iz
İkinci çoğul şahıs: هستيد (hestîd) –siniz
Üçüncü çoğul şahıs: هستند (hestend) –lerdir

*Bu fiil هستن (hesten) aynı zamanda bir yerde 'var olmak, bulunmak' anlamında da kullanılır.  Mesela: پدر و مادر من اينجا هستند (Peder u mâder-i men încâ hestend) Babam ve annem buradadır(lar).
*Bu anlamda بودن (bûden-olmak) yardımcı fiili de kullanılabilir. Örnekler برادران شما آنجا بودند (Berâderân-i şomâ âncâ bûdend) Erkek kardeşlerin oradaydı(lar). منزل بودم (Menzil bûdem) Evdeydim. Bu örnekte görüldüğü üzere منزل (ev) kelimesi evde olmayı ifade eden cümlede kullanıldığında çoğunlukla edat kullanılmaz.*

*Akılsız ve cansız varlıkların çoğul isimlerinden sonra ek fiilin tekil üçüncü şahıs eki kullanılır.
Örnekler: مداد و قلم كجاست (Midâd ve galem kocâst) Tükenmez kalem ve kurşun kalem nerede(dir)? , كتابها آنجاست (Kitâbhâ âncâst) Kitaplar burada (dır).
*Varlıkların tabi tutulduğu böyle bir ayrıma Modern Farsça'da Klasik Farsça'dan daha az  özen gösterilir Kısaca günümüzde bu kurala pek dikkat edilmez.

 *ى  ile biten bir isimden sonra ای (î), ايم (îm) ve ايد (îd) eklerinin yerine  هستن (hesten) fiilinin ilgili şahıs çekimleri tercih edilir. Örneğin ايرانى هستيد (Îrânî hestîd) (Sen) bir İranlı'sın.

* استن (esten) fiilinin ek fiil olarak sadece üçüncü tekil şahsı (است -est) kullanılır.

***Ek Fiilin Olumsuz ve Soru Şekli

*Olumsuz ek fiil için iki tür kalıp geçerlidir:
                                         I                         II
Birinci tekil şahıs:         نيم(neyem)              نيستم  (nistem)      değilim               
İkinci tekil şahıs:         نهء (nei)                  نيستى  (nistî)          değilsin
Üçüncü tekil şahıs:     نيست(nist)                 نيست   (nist)         değil(dir)
Birinci çoğul şahıs:      نئيم  (neîm)              نيستيم   (nistîm)      değiliz
İkinci çoğul şahıs:       نئيد(neîd)                 نيستيد   (nistîd)      değilsiniz
Üçüncü çoğul şahıs:    نيند (neyend)          نيستند   (nistend)    değildir(ler)

I. gruptakilerden üçüncü tekil şahıs dışındakilerin kullanımı seyrektir.

* Ek fiilin başına   كه (ki) ya da كى () getirilerek ek fiilin soru şekli elde edilir:

Birinci tekil şahıs:  كيستم (kistem) (Ben) Kimim?
İkinci tekil şahıs:  كيستى (kistî) (Sen) Kimsin?
Üçüncü tekil şahıs: كيست (kist) (O) Kim(dir)?
Birinci çoğul şahıs: كيستيم (kistîm) (Biz) Kimiz?
İkinci çoğul şahıs: كيستيد  (kistîd) (Siz) Kimsiniz?
Üçüncü çoğul şahıs: كيستند (kistend) (Onlar) Kimler(dir)?
                                                                                             
***Kelime Hazinesi***

شكر، (şeker) şeker
پرتو (pertev) ışın
رنگين (rengîn) renkli
رنگارنگ (rengâreng) renkli, renk renk
رنگين كمان (rengîn kemân) gökkuşağı Terkip sade kelime anlamıyla 'renkli kavis/yay' demektir.
برنا  (bernâ) genç
سوزان (sûzân) yakıcı, yanıcı
بانو  (bânû) bayan, hanım, hanımefendi
دراز (derâz) uzun
نازك (nâzuk) ince
تيمار (tîmâr) bakım, ilgilenme
تيمارستان (tîmâristân) akıl hastanesi
تاريك (târîk) karanlık (sıfat)
روغن (rugan) sıvı yağ
رنج  (renc) sıkıntı, zahmet, ıstırap
رنجور (rancûr) perişan, acı çeken; hasta
صدسال (sadsâl) yüzyıl
بامیه (bâmiye) bamya
نخود  (nohûd) nohut
عدس (ades) mercimek
کنجد  (kunced) susam
خردل (hardel) hardal
نعناع (ne'nâ') nane
اويشن (evîşen) kekik

* İngilizce'de de benzer bir şekilde 'at' edatı (preposition) getirilmeksizin 'I was home'./'I am home'. (Evdeydim./Evdeyim.) denilebilir.

***************************************خدا حافظ (Hoda Hafız)*********************************************

Çevrimdışı intibah

  • intibah
  • Altın Üye
  • İleti: 769
  • Karma: 8
    • www.dilciler.com
Ynt: فارسى بياموزيم Farsça Öğrenelim
« Yanıtla #19 : Nisan 21, 2009, 11:06:31 ÖS »
teşekkürler

Çevrimdışı edebix05

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
  • Karma: 0
Ynt: فارسى بياموزيم Farsça Öğrenelim
« Yanıtla #20 : Nisan 25, 2009, 08:55:33 ÖS »
bisyar muteşekkirem. Hayli hub ve ziba est.

Çevrimdışı redcrane19

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
  • Karma: 0
Ynt: فارسى بياموزيم Farsça Öğrenelim
« Yanıtla #21 : Nisan 28, 2009, 12:31:28 ÖÖ »
Devamı bekleniyor muhterem.

Huda hâfız.

Çevrimdışı anemone

  • Üye
  • **
  • İleti: 16
  • Karma: 9
Ynt: فارسى بياموزيم Farsça Öğrenelim
« Yanıtla #22 : Mayıs 18, 2009, 08:09:16 ÖS »
درس چهاردهم (Ders-i Çehârdehom)

Ondördüncü Ders

***Dil Bilgisi***

* Zamanlar

*Geçmiş Zaman

Değişik isimler altında çeşitli mazi (geçmiş zaman) mevcut ise de, genel olarak Farsça'da iki tip geçmiş zaman vardır: Mazi-yi Mutlak ve Mazi-yi Naklî

**Mazi-yi Mutlak (Mutlak Geçmiş Zaman)

Türkçe'deki -di'li geçmiş zamanın karşılığı olan zaman sigasıdır.

Mazi-yi Mutlak, önceden de bahsi geçtiği üzere, fiilin geçmiş zaman gövdesinin (yani fiilin sonundaki  ن atılarak elde edilen kökün) sonuna aşağıdaki ilgili ekin eklenmesi ile oluşturulur:

Birinci tekil şahıs:  م   (em) -im                                                                            
İkinci tekil şahıs: ی   (î) -in
Üçüncü tekil şahıs: - (Geçmiş zaman gövdesi aynı zamanda üçüncü tekil şahsa ait fiildir.)
Birinci çoğul şahıs: يم   (îm) -ik
İkinci çoğul şahıs: يد  (îd) -niz
Üçüncü çoğul şahıs: ند  (end) -ler

Örneğin bir basit fiil olan ديدن (dîden- görmek) in bu sigada çekimi şöyledir:

 ديدم  (dîdem)    gördüm
 ديدی (dîdî)    gördün
 ديد  (dîd)    gördü
 ديديم (dîdîm)    gördük
 ديديد (dîdîd)    gördünüz
 ديدند (dîdend)    gördüler

Örnekli, birleşik ve deyim fiillerde asıl fiilin önünde bulunan kelimeler hiçbir değişikliğe uğramaz.

Mesela bir önekli fiil olan برخوردن (ber horden- rastlamak)' in çekimi şöyledir:

برخوردم (ber hordem) rastladım
برخوردی (ber hordî) rastladın
برخورد (ber hord) rastladı
برخورديم (ber hordîm) rastladık
برخورديد (ber hordîd) rastladınız
برخوردند (ber hordend) rastladılar

Olumsuzluk bildiren  ن (ne) eki fiil kökünün başına gelir.

Örnekler:

خواندن (hânden- okumak) fiilinin bu sigadaki olumsuz çekimi şöyledir:

نخواندم (nehândem) okumadım
نخواندى (nehândî) okumadın
نخواند (nehând) okumadı
نخوانديم (nehândîm) okumadık
نخوانديد (nehândîd) okumadınız
نخواندند (nehândend) okumadılar

سؤال کردن (suâl kerden- suâl eylemek/soru sormak) birleşik fiilinin olumsuz çekimi:

سؤال نکردم (suâl nekerdem) soru somadım
سؤال نکردى (suâl nekerdî) soru sormadın
سؤال نکرد  (suâl nekerd) soru sormadı
سؤال نکرديم (suâl nekerdîm) soru sormadık
سؤال  نکرديد (suâl nekerdîd) soru sormadınız
سؤال نکردند (suâl nekerdend) soru sormadılar

Bu siga, şu anlamları ifade etmek için kullanılır (Klasik ifadeyle bu siganın 'ma'nen binası' şöyledir): *

1- Bir işin geçmişte bir defada ve kesin olarak vuku bulduğunu ve tamamlandığını ifade eder.

Örneğin: حسن ديروز به دانشكده رفت (Hasen dîrûz be dânişkede reft- Hasan dün fakülteye gitti.)
               در باز شد نوكر وارد شد و گفت (Der bâz şud, nûker vârid şud ve goft- Kapı açıldı, hizmetçi içeri girdi ve dedi (ki)...)

2- Bazen bu siga şimdiki zamanı ifade edebilir.

a) Hasretle beklenen davetliler aniden gözüktüğünde آمدند  (âmedend- geldiler) fiilinin geliyorlar yerine kullanıldığı gibi.

b) Kapı devamlı çalındığında açmaya giden kişinin kullandığı آمدم (âmedem- geldim) kelimesi de aslında (geliyorum) manasındadır.

c) Biraz uğraştan sonra lambayı yakabilen kişi   روشن شد    (rûşen şud- yandı) derken lambanın yanmakta olduğunu ifade etmektedir aslında.

d) Bir sohbet meclisinde çokça oturduktan sonra kalkıp gitmek isteyen kişi من رفتم (Men reftem- Ben gittim.) dediğinde de (gidiyorum) demeyi kastedmiştir.

3- Gelecekte gerçekleşeceği kesin olan işler de bazen bu siga ile ifade edilir.

Örnekler: گفتم من رفتم (Goftem men reftem- Gideceğimi söyledim.)
 اگر اين كار را كرد جزايش ديد (Eger în kâr râ kerd cezâyiş dîd- Eğer bu işi yaptıysa cezasını görecek/çekecek.)
Bu örnekte görüldüğü üzere şartlı birleşik cümlenin cevabında geçen mazi-yi mutlak gelecek zaman anlamı taşır.

4- Ayrıca az da olsa geçmişte devamlılık bildiren bir işi ifade etmek için kullanılır.

Örnek:  پس از سرزنش آن روزى ديگر هر روز مرتبا سر درس آمد (Pes ez serzeniş-i ân rûzi diger her rûz muretteben ser-i ders âmed- O günkü azarlamadan sonra, artık düzenli olarak dersin başında geldi.)
                                                                                            
***Kelime Hazinesi***

ساده   (sâde) yalın, basit, sade
جامه  (câme) giysi Çamaşır kelimesi de bu kelimeden türetilmiş. bkz. http://nisanyansozluk.com/search.asp?w=%E7ama%FE%FDr
جاروب (cârûb) süpürge
جاود (câvid) kalıcı, ebedi, sonsuz
جوشن (cevşen) zırh
 جنگل (cengel) orman Yakın bir telaffuza sahip jungle ('cangıl' diye telaffuz edilir) kelimesi İngilizce'de (sık ağaçlı, balta girmemiş) orman anlamındadır. The jungle book (Ormanın kitabı) filmini hatırladık değil mi?
دارچین (dârçîn) tarçın
کشمش (kişmiş) kuru üzüm
گردو (gerdu) ceviz
جفت (cüft) çift; karı-koca
جنبش (cünbiş) kıpırtı, titreme, titreşim, sallanma, hareket Cümbüş kelimesi, bu kelimenin bizdeki hali
چوب (çûb) sopa, odun, tahta
بوف (bûf) baykuş  Farsça'da ayrıca aslen Arapça bir kelime olan جغد (cuğd) da 'baykuş' için kullanılır.
دامن (dâmen) etek  Tiz reftar olanin payine damen dolasir. (Hatemi) (Çabuk/aceleyle gidenin ayağına eteği dolaşır.),
'El benim dâmen senin ey rahmeten li'l-âlemîn./Şöhretim isyân benim sen afv ile meşhûrsun' (Itrî) *
دامنه (dâmene) yamaç, dağın eteği
دامن آلوده (dâmen-âlûde) iffetsiz  ('eteğini kirleten')
دامن بوس (dâmen-bûs) etek öpen Bizdeki yaygın kullanımıyla 'el etek öpen'
دارنده (dârende) sahip
بيماري (bîmârî) hastalık
دارو (dârû) ilaç
داروخانه (dârûhâne) eczane
وام (vâm) borç
وامدار (vâmdâr) borçlu
وامخواه (vâmhâh) alacaklı
زندگي (zindegî) hayat
بيخ (bîh) kök

* Not: Bu derste ve gerektiğinde ileriki derslerde M.Nazif Şişmanoğlu'nun Farsça Grameri adlı kitabından istifade edilmiştir.
* Bu beyitin geçtiği naatı okumak için http://www.yeniumit.com.tr/konular.php?TAB=YZ&sayi_id=20&konu_id=763&yumit=bolum2 linkini tıklayınız.

اى خواندگان گرامي ، خدا از شما راضى باد

(Ey hândegân-i gerâmî, Hodâ ez şomâ râzı bâd)

Ey değerli okuyucular, Hüda sizden hoşnut olsun!

***********************************************خدا حافظ (Hoda Hafız)*************************************************
« Son Düzenleme: Mayıs 18, 2009, 08:26:50 ÖS Gönderen: anemone »

Çevrimdışı anemone

  • Üye
  • **
  • İleti: 16
  • Karma: 9
Ynt: فارسى بياموزيم Farsça Öğrenelim
« Yanıtla #23 : Temmuz 01, 2009, 01:14:48 ÖS »
درس پانزدهم (Ders-i Pânzdehom)

Onbeşinci Ders

***Dil Bilgisi***

*Geçmiş Zaman

** Mazi-yi Naklî*

Geçmiş zamanın bu sigası şöyle kurulur: Fiilin önce geçmiş zaman kökü elde edilir ve bu köke sıfat-fiil (ortaç) yapan ه hâ harfi eklenir. Ardından da bu sıfat-fiilin sonuna gerekli olan ek fiil eki getirilmesiyle işlem tamamlanır.

Örneğin رفتن (reften- gitmek) fiilinin geçmiş zaman köküne رفت (reft) ه hâ harfi getirilerek sıfat-fiil olan رفته (refte- gitmiş) elde edilir. رفته ام (refte em- gitmişim)

Örnek çekimler:

خوانده ام  (hânde em) okudum (okumuş bulunuyorum)
خوانده اى (hânde î) okumuşsun
خوانده است (hânde est) okumuş(tur)
خوانده ايم (hânde îm) okuduk (okumuş bulunuyoruz)   
خوانده ايد (hânde îd) okumuşsunuz
خوانده اند (hânde end) okumuşlar(dır)

فراموش کردن (Ferâmuş kerden- Unutmak) fiilinin bu zamandaki çekimini de görelim:

فراموش کرده ام (Ferâmuş kerde em) Unutmuşum
فراموش کرده اى (Ferâmuş kerde î) Unutmuşsun
فراموش کرده است (Ferâmuş kerde est) Unutmuş(tur)
فراموش کرده ايم (Ferâmuş kerde îm) Unutmuşuz
فراموش کرده ايد (Ferâmuş kerde îd) Unutmuşsunuz
فراموش کرده اند (Ferâmuş kerde end) Unutmuşlar(dır)

* Bazen üçüncü tekil şahsa ait fiilin ikinci parçası olan  است est eki (bizdeki -dır/dir eki gibi) hazfedilebilir.
Örnek:  جمشيد به بازار رفته (Cemşîd be bâzâr refte- Cemşid pazara gitmiş)

* Birbirine atfedilen cümlelerde birden fazla bu siga kullanılmışsa fiilin ek fiilden oluşan ikinci parçası sadece genellikle cümlenin sonundaki fiille birlikte kullanılır.
 حسين به كشور خود رفته، مادرش راديده و ديروز بر گشته است   
(Huseyn be Keşver-i Hod refte, mâdereş ra dîde ve dîrûz ber guzeşte est- Hüseyin (kendi) memleketine gitmiş, annesini görmüş ve dün dönmüştür.)

Bu siganın olumsuzunu yapmak için olumsuz belirten "ne" ن harfi daima sıfat-fiilin başında bulunur.
Örnek:

Örneğin خوابیدن (Hâbîden- uyumak) fiilinin bu sigadaki olumsuzunun çekimini yapalım:

نخوابیده ام (Nehâbîde em)- uyumadım (hâlâ ayaktayım)
نخوابیده اى (Nehâbîde î)- uyumamışsın
نخوابیده است (Nehâbîde est)- uyumamış(tır)
نخوابیده ايم (Nehâbîde îm)- uyumadık (hâlâ ayaktayız)
نخوابیده ايد (Nehâbîde îd)- uyumamışsınız
نخوابیده اند (Nehâbîde end)- uyumamışlar(dır)
 
Şimdi de önekli bir fiil olan دریافتن  (der yâften- kavramak, anlamak, farkına varmak, farkında olmak) fiilin bu sigadaki olumsuz çekimine bakalım:

درنیافته ام (Der neyâfte em)- anlamamışım/farkında olmamışım
درنیافته اى (Der neyâfte î)- anlamamışsın/farkında olmamışsın
درنیافته است (Der neyâfte est)- anlamamış(tır)/farkında olmamış(tır)
درنیافته ايم (Der neyâfte îm)- anlamamışız/farkında olmamışız
درنیافته ايد (Der neyâfte îd)- uyumamışsınız/farkında olmamışsınız
درنیافته اند (Der neyâfte end)- uyumamışlar(dır)/farkında olmamışlar(dır)

Bu siganın ma'nen binasına gelince :

1) Genellikle geçmişte vuku' bulmuş fakat neticesi/etkisi şimdiki zamanda da devam eden bir işi beyan eder. Bu, kendisinde sübût ve devamlılık anlamı bulunan fiiller için söz konusudur.

Örnekler:
 بچه خوابيده است (Beççe hâbîyde est- Çocuk uyumuş. -hâlâ uyumaktadır.)
شما نشسته ايد (Şomâ nişeste îd- Siz oturmuşsunuz. -hâlâ oturma eylemi sürmektedir) 
على بيمار شده است (Ali bîmâr şude est- Ali hasta olmuş.- hastalık hali devam ediyor)
در بسته است (Der beste est- Kapı kapanmış. -hâlâ kapalıdır)

2)خواندن  گفتن آمدن رفتن gibi iş ve hareket bildiren fiillerde işin geçmişte yapıldığını fakat hâlâ hatırlandığını ve neticesinin silinmediğini ifade eder.

Örnekler:
من اين كتاب را خوانده ام (Men în kıtab ra hânde em- Ben bu kitabı okumuşum. - yani okumuş bulunuyorum; önceden okumuştum ve onun hakkında bilgim var.)
 من شما را فراموش نكرده ام (Men şoma ra feramuş nekerde em- Ben sizi unutmamışım)
 كسى آمده است و مى خواهد شما را بديدن (Kesî âmede est ve mî-hâhed şoma ra be-dîden - Biri gelmiş ve sizi görmek istiyor.) 

3) Tamamen geçmişe ait bir işi bildirir.

Örnekler:
خدا چنان فرموده است (Hoda çünân fermûde est- Tanrı şöyle buyurmuştur. -buyurdu)
  نامه را نوشته ام (Nâme ra nivişte em- Mektubu yazdım.)

Benzer bir şekilde, Modern Farsça'da da bu siga bazen Mazi-yi Mutlak yerinde kullanılabilmektedir.
Örneğin: امروز ناهار چه خورده ای(İmrûz nâhâr çe hûrde î- Bugün öğle yemeğinde ne yedin?)

4) Bazen de Türkçe'de olduğu gibi bizzat şahidi bulunmadığımız bir işi/olayı nakletmek için kullanılır.

Örnekler:
حسن خورده است(Hasen hûrde est- Hasan yemiş.)
جلال هنوز بر نگشته است (Celal henûz ber ne-guşte est- Celal henüz dönmemiş.)

                                                                                             
***Kelime Hazinesi***

روزه (rûze) oruç
روزه گرفتن (rûze giriften) oruç tutmak
واژه (vâje) kelime
واژگان (vâjegân) (kelimeler) terminoloji, kelime hazinesi
فرهنگ (ferheng) sözlük; kültür
دستور زبان (dustûr-i zebân) dil bilgisi
شكسته (şikeste) kırık, kırılmış  Tevfik Fikret'in Rübab-ı Şikeste (Kırık Saz) adlı eserini hatırladınız mı?
بيوه (bîve) dul
برنج (birinc) pirinç
خياط(hayyat) terzi Arapça'dan ödünç alınmış bir kelime.
دزد (duzd) hırsız
دروغ(durûğ) yalan
دروغگو (durûğ-gû) yalancı
زيرك (zeyrek) zeki, kurnaz, açıkgöz
بو () koku
در(der) kapı
دربان (derbân) kapıcı
قهوه اي (gahveî) kahverengi
خاور (hâver) doğu
خاوري (hâverî) doğulu, doğuya ait/özgü
باختر (bâhter) batı
جنوب (cenûb) güney
شمال (şimâl) kuzey
كوچ گر (kûç-ger) göçebe
چادر (çâder) çadır
ورزش (verzeş) spor
بازرگان(bâzergân) tâcir
بازرگاني (bâzergânî) ticaret
 اهن (âhen) demir
مس (mis) bakır
اهنگر (âhenger) demirci
مسگر (misger) bakırcı
فولاد (fûlâd) çelik
روي (rûyi) çinko

***Hikmet Damlaları*** (*)

1- قطره قطره جمع گردد وانگهی دريا شود

(Katre katre cem' gerded vângehî deryâ şod)

Damla damla birikir, o zaman derya olur.

2- در خانهء مور شبنمى طوفانست

(Der hâne-i mûr şebnemî tûfânest.)

Bir çiy (damlası), karıncanın evinde tufandır.

3- سالى كه نيكوست از بهارش پيداست

(Sâlî ki nîkûst ez bihâreş peydâst.)

Bir yıl ki güzeldir; (bu) onun baharından bellidir.)


* Bu siganın bazı kullanımları  Türkçe'deki rivayet geçmiş zamanına denk düşmektedir. Ancak yine de dilimizde tam anlamıyla bir karşılığı yoktur. Diğer yönden bu siga İngilizce'deki geçmişte başlayıp devam eden veya geçmişte başlayıp etkisi hâlâ süren bir eylemi ifade için kullanılması bakımından da İngilizce'deki 'Present Perfect Tense'le (Örneğin 'I have read the book') örtüşmektedir. Bu sebepten dolayı bu siganın anlatımında fiillerin anlamını verirken kullanılan -mış/miş/muş/müş ekleri ile rivayet anlamından başka geçmişte olan ve şu anda devam eden ya da etkisi süren bir eylem için de kullanılabileceği hususuna dikkat edilmelidir.
* İnşaallah bu dersten itibaren bu alt başlık altında güzel, hikmetli sözler yer alacaktır.
***************************************خدا حافظ (Hoda Hafız)*************************